İçindekiler
Bir kişinin ölümüyle birlikte malvarlığı, kural olarak kendiliğinden mirasçılarına geçer. Mirasbırakan geçerli bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmamışsa, terekenin kimlere ve hangi oranda kalacağı doğrudan kanun hükümleriyle belirlenir. Bu kişilere yasal mirasçı denir.
Yasal mirasçılık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) kan hısımlığı esas alınarak kurulmuş bir sistemle düzenlenmiştir. Sistem, hısımları mirasbırakana yakınlıklarına göre gruplara ayırır ve önce gelen grubun varlığı hâlinde sonraki grubu mirastan uzaklaştırır.
Aşağıda yasal mirasçılığın işleyişi ve payların nasıl hesaplandığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Zümre sistemi ve temel işleyişi
Yasal mirasçılık, zümre (derece) adı verilen üçlü bir yapıya dayanır. Her zümrenin başında bir kök bulunur ve o kökün altsoyu aynı zümrede yer alır.
Sistemin işleyişi iki temel kurala bağlıdır:
- Önceki zümre sonrakini dışlar. Birinci zümrede mirasçı bulunduğu sürece ikinci ve üçüncü zümredeki hısımlar mirasçı olamaz.
- Halefiyet ilkesi geçerlidir. Mirasbırakandan önce ölmüş bir kişinin yeri, her derecede kendi altsoyu tarafından doldurulur.
Sağ kalan eş bu zümrelerin dışında, ancak hepsiyle birlikte mirasçı olabilecek özel bir konumdadır. Eşin payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir.
Birinci zümre: altsoy
Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları onun altsoyudur ve çocuklar eşit olarak mirasçıdır (TMK m. 495). Altsoy kavramı çocukları, torunları ve daha alt kuşakları kapsar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Örneğin mirasbırakanın üç çocuğu varsa ve bunlardan biri daha önce ölmüşse, ölen çocuğun payı kendi çocuklarına eşit olarak geçer; diğer iki çocuğun payı değişmez.
Altsoyu bulunan bir mirasbırakanda ana, baba, kardeş veya büyük ana ile büyük baba yasal mirasçı olamaz.
İkinci zümre: ana ve baba ile onların altsoyu
Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları ana ve babasıdır; bunlar eşit olarak mirasçıdır (TMK m. 496). Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini kendi altsoyları alır.
Bu kural, kardeşlerin mirasçılığını açıklar. Kardeşler doğrudan değil, ana ve babanın altsoyu olmaları nedeniyle ikinci zümrede yer alır. Ana ve baba sağ ise kardeşler mirasçı olmaz.
Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır. Buna göre baba tarafında hiç kimse yoksa terekenin tamamı ana tarafındaki hısımlara geçer.
Örneğin mirasbırakanın altsoyu ve eşi bulunmuyor, annesi sağ, babası ise daha önce ölmüş ve babanın altsoyu olarak iki çocuğu varsa; terekenin yarısı anneye, diğer yarısı babanın yerini alan bu iki kardeş arasında eşit olarak paylaştırılır. Halefiyet bu zümrede de her derecede işler; kardeş mirasbırakandan önce ölmüşse onun yerini kendi altsoyu alır.
Üçüncü zümre: büyük ana ve büyük baba
Altsoyu, ana ve babası ile onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları büyük ana ve büyük babalarıdır; bunlar da eşit olarak mirasçıdır (TMK m. 497). Onlardan önce ölmüş olanların yerini kendi altsoyları alır.
Üçüncü zümrede halefiyet, sağ kalan eşin bulunup bulunmamasına göre farklı sonuçlar doğurur. Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin önce ölmüş olması hâlinde payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya geçer. Bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın ikisi de ölmüşse payları diğer tarafa geçer.
Üçüncü zümre, yasal mirasçılığın sınırını oluşturur. Bu zümrenin altsoyundan da kimse yoksa kan hısımlığına dayalı mirasçılık sona erer.
Sağ kalan eşin miras payı
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre şu oranlarda mirasçı olur (TMK m. 499):
- Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte biri,
- Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısı,
- Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ile onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçü,
- Bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
Eşin payı ayrıldıktan sonra kalan kısım, ilgili zümredeki mirasçılar arasında kendi kuralları içinde paylaştırılır. Örneğin mirasbırakanın eşi ve iki çocuğu varsa eşe dörtte bir düşer; kalan dörtte üçlük kısım iki çocuk arasında eşit bölünür ve her çocuğun payı sekizde üç olur.
Eş ile ana ve babanın birlikte mirasçı olduğu durumda ise eşe yarısı, ana ve babaya kalan yarının eşit bölünmesiyle dörtte birer pay düşer.
Miras payı ile mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacak birbirinden farklıdır. Eşler arasındaki mal rejimi önce tasfiye edilir, miras payı bundan sonra kalan tereke üzerinden hesaplanır.
Evlâtlık, evlilik dışı hısımlar ve Devlet
Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur; evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Buna karşılık evlât edinen ve hısımları evlâtlığa mirasçı olmaz (TMK m. 500).
Evlilik dışında doğmuş ve soybağı tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur (TMK m. 498).
Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer (TMK m. 501).
Mirasçılık belgesi ve payların gösterilmesi
Mirasçı sıfatının ve payların resmî olarak ortaya konulması mirasçılık belgesiyle sağlanır. Başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh hukuk mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir (TMK m. 598).
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarruflarda, tasarrufun bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe lehine tasarrufta bulunulan kimseye sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren belge verilir.
Mirasçılık belgesi kesin hüküm niteliği taşımaz; geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı da saklıdır.
Miras sebebiyle açılan davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11). Mirasçılardan biri terekenin paylaşılmasını istiyor ancak anlaşma sağlanamıyorsa, ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelebilir.
Sonuç
Yasal mirasçılık, zümre sistemi ve halefiyet ilkesi çerçevesinde kanunla belirlenir. Payların doğru hesaplanması için önce hangi zümrenin mirasçı olduğunun, ardından sağ kalan eşin payının ve kalan kısmın zümre içinde nasıl bölüneceğinin sırasıyla tespit edilmesi gerekir.
Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi bırakmış olması, sağlığında kazandırmalarda bulunması ya da mirasçılardan birinin mirası reddetmesi tabloyu değiştirir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kardeşler hangi durumda mirasçı olur?
Kardeşler ikinci zümrede, ana ve babanın altsoyu sıfatıyla mirasçı olur. Mirasbırakanın altsoyu varsa kardeşler mirasçı olamaz. Ana ve baba sağ olduğu sürece de mirasçılık onlara aittir; kardeşler ancak ana veya babanın mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde onların yerini alır.
Sağ kalan eş tek başına mirasçı olabilir mi?
Olabilir. Mirasbırakanın altsoyu, ana ve baba zümresi ile büyük ana ve büyük baba zümresinde mirasçı bulunmuyorsa mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır (TMK m. 499). Bu durumda tereke başka bir hısıma veya Devlete geçmez.
Torunlar dedelerinin mirasçısı olur mu?
Torunlar, kendi ana veya babalarının mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde halefiyet yoluyla onun yerini alır ve o kişiye düşecek payı aralarında eşit olarak paylaşır (TMK m. 495). Ana veya baba sağ ise torun mirasçı olmaz.
Mirasçılık belgesi için mahkemeye başvurmak zorunlu mudur?
Yasal mirasçılar bakımından zorunlu değildir; belge sulh hukuk mahkemesinden alınabileceği gibi noterlikten de alınabilir (TMK m. 598). Buna karşılık atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı sıfatını gösteren belge sulh mahkemesince düzenlenir. Mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde de mahkeme yolu gündeme gelir.
Mirasçılardan biri mirası reddederse payı ne olur?
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611). Bu durumda pay çoğu kez reddeden mirasçının altsoyuna intikal eder. Ret usulü ve süreleri için mirasın reddi konusundaki kurallar gözetilir.
İlgili Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 495-501
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 499
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 598
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 11