Mirasın Reddi: Süre, Şekil, Merci ve Hukuki Sonuçları
Gerçek ret ve hükmen ret ayrımı, üç aylık süre, sulh mahkemesine beyan, ret hakkının düşmesi ve alacaklıların korunması hakkında bilgiler.
Çalışma Alanı 03
Mirasçılık sıfatı, miras paylarının belirlenmesi, ölüme bağlı tasarruflar ve terekenin paylaşılmasına ilişkin kurallar.
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle birlikte malvarlığının kimlere, hangi oranlarda ve hangi usulle geçeceğini düzenleyen kurallardan oluşur. Ölümle birlikte terekedeki hak ve borçlar bir bütün olarak mirasçılara geçer; birden çok mirasçı varsa paylaşmaya kadar sürecek bir miras ortaklığı doğar.
Uyuşmazlıklar genellikle iki noktada yoğunlaşır. Birincisi, kimin hangi oranda mirasçı olduğunun belirlenmesidir. İkincisi, mirasbırakanın sağlığında veya ölüme bağlı olarak yaptığı kazandırmaların, saklı paylı mirasçıların haklarını zedeleyip zedelemediğidir.
Genel çerçeve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) miras hukukuna ilişkin kitabında çizilmiştir. Yasal mirasçılık TMK m. 495-501’de, sağ kalan eşin payı m. 499’da, saklı pay ve tasarruf edilebilir kısım m. 505-507’de düzenlenir.
Ölüme bağlı tasarruflar bakımından vasiyetname türleri m. 531-545’te, mirasçılıktan çıkarma m. 510-513’te, tenkis davası m. 560-571’de yer alır. Mirasın kazanılması ve reddi m. 605-618’de, mirasçılık belgesi m. 598’de, paylaşma ise m. 640 ve devamında düzenlenmiştir.
Usul bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uygulanır. Miras ortaklığının giderilmesi istemleri bakımından ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) m. 18/B’deki dava şartı gözetilir.
Miras sebebiyle açılan davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11). Görevli mahkeme ise istemin niteliğine göre belirlenir:
Süreler bu alanda belirleyicidir. Mirasın reddi için üç aylık süre (TMK m. 606), tenkis davası için saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde on yıllık hak düşürücü süre (TMK m. 571), reddin iptali için ret tarihinden itibaren altı ay (TMK m. 617) öngörülmüştür. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan durma ve kesilme kurallarına tabi değildir.
Terekenin aktifi kadar pasifi de mirasçılara geçer. Bu nedenle mirasbırakanın borç durumu araştırılmadan tereke işlemlerine girişilmesi, ret hakkının düşmesine yol açabilir. Süre sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışında işler yapan veya tereke mallarını gizleyen mirasçı artık mirası reddedemez (TMK m. 610).
Ölüme bağlı tasarrufların geçerliliği şekil kurallarına sıkı biçimde bağlıdır. Vasiyet; resmî şekilde, mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir (TMK m. 531). Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli tarafından düzenlenir (TMK m. 532). El yazılı vasiyetnamenin ise yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur (TMK m. 538). Sözlü vasiyet, yakın ölüm tehlikesi veya ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü durumlara özgülenmiş istisnai bir yoldur (TMK m. 539).
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerde, işlemin gerçek iradeyi mi yoksa gizlenmiş bir bağışlamayı mı yansıttığı ayrıca değerlendirilir. Saklı payın zedelenmesi hâlinde tenkis, iradenin gizlenmesi hâlinde ise muvazaa hükümleri gündeme gelir (TBK m. 19). İki yol farklı şartlara ve sürelere tabidir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh hukuk mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatını gösteren bir belge verilir (TMK m. 598). Atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren belge ise sulh mahkemesince düzenlenir. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Pay, eşin birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte biri, ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa yarısı, büyük ana ve büyük babalar ile onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa dörtte üçü eşe düşer; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m. 499).
Mirasın reddi kural olarak üç aylık süreye tabidir (TMK m. 606). Bu süre yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla ve kayıtsız şartsız yapılır (TMK m. 609).
Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, ancak saklı paylar dışında kalan kısımda ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir (TMK m. 505). Bu mirasçılardan hiçbiri yoksa terekenin tamamında tasarruf edilebilir. Saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis davası açabilir.
Miras sebebiyle açılan davalarda kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11). Görevli mahkeme dava türüne göre değişir; mirasın reddinin tescili ve terekeye ilişkin koruma önlemleri sulh hukuk mahkemesinin, tenkis ve tapu iptali istemleri ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır.
Makaleler
Gerçek ret ve hükmen ret ayrımı, üç aylık süre, sulh mahkemesine beyan, ret hakkının düşmesi ve alacaklıların korunması hakkında bilgiler.
Saklı pay oranları, tasarruf edilebilir kısım, tenkis davasının tarafları, hak düşürücü süreler ve muris muvazaasından farkı hakkında bilgiler.
Zümre sistemi, altsoy ile ana baba ve büyük ana baba zümreleri, sağ kalan eşin payı ve mirasçılık belgesi hakkında genel bilgiler.