Çalışma Alanı 09

Tazminat Hukuku

Haksız fiil, sözleşmeye aykırılık ve kazalardan doğan maddi ve manevi zararların giderilmesine ilişkin kurallar.

Başlıca Konular

  • Trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat
  • İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat
  • Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat
  • Bedensel zararlar ve çalışma gücü kaybı
  • Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı
  • Sigorta şirketine başvuru ve Sigorta Tahkim Komisyonu
  • Araç hasarı ve değer kaybı talepleri
  • İdarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararlar
  • Tazminat taleplerinde zamanaşımı ve faiz

Tazminat hukukunun kapsamı

Tazminat hukuku, bir kişinin malvarlığında veya kişilik değerlerinde meydana gelen zararın kim tarafından ve hangi ölçüde giderileceğini belirleyen kurallardan oluşur. Zarar; haksız fiilden, sözleşmeye aykırılıktan ya da kanunun kusur aramaksızın sorumluluk öngördüğü tehlikeli faaliyetlerden doğabilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi müdahaleler, kişilik hakkının zedelenmesi ve idarenin eylemlerinden kaynaklanır. Talepler genellikle iki grupta toplanır:

  • Maddi tazminat: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar, araç hasarı ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararı gibi malvarlığındaki eksilmeleri karşılar.
  • Manevi tazminat: Bedensel bütünlüğün veya kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle duyulan acı ve üzüntünün bir ölçüde giderilmesini amaçlar.

Temel mevzuat

Genel çerçeve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ile çizilmiştir. Haksız fiil sorumluluğu TBK m. 49 ve devamında, ölüm ve bedensel zararlar TBK m. 53-55’te, manevi tazminat TBK m. 56 ve 58’de, zamanaşımı ise TBK m. 72’de düzenlenir. Sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk için TBK m. 112 ve devamı uygulanır.

Belirli alanlarda özel kanunlar da devreye girer:

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK): motorlu araç işletenin sorumluluğu, zorunlu mali sorumluluk sigortası ve zamanaşımı,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu: iş kazası ve işverenin yükümlülükleri,
  • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu: Sigorta Tahkim Komisyonu,
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK): idarenin eylemlerinden doğan zararlar için tam yargı davası.

7589 sayılı Kanunla 2026 yılında TBK m. 55’e eklenen fıkralar, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcını ve tahkikat başlamadan önce yapılan ödemelerin mahsubunu yeniden düzenlemiştir. Bu fıkralar, yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra gerçekleşen olaylara uygulanır.

Görevli mahkeme, dava şartları ve süreler

Görevli yargı yeri, zarar doğuran olaya ve davalının kim olduğuna göre belirlenir:

  • Haksız fiilden doğan davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi,
  • Zarar görenin sigorta şirketine karşı sigorta hukukuna dayanan taleplerinde, ticari dava niteliği nedeniyle asliye ticaret mahkemesi,
  • İşçinin iş kazası veya meslek hastalığından doğan taleplerinde iş mahkemesi,
  • Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi,
  • İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlarda idare mahkemesi görevlidir.

Bazı davalarda dava açılmadan önce belirli adımların tamamlanması gerekir. Konusu bir miktar para olan ticari davalarda arabulucuya başvuru dava şartıdır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A); tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda da kanunda sayılan istisnalar dışında aynı kural geçerlidir (6502 sayılı Kanun m. 73/A). İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları ise zorunlu arabuluculuğun dışında bırakılmıştır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/3). Zorunlu trafik sigortası kapsamındaki taleplerde sigorta şirketine yazılı başvuru, idari eylemlerden doğan zararlarda ise idareye ön başvuru aranır.

Süreler bakımından haksız fiillerde TBK m. 72, motorlu araç kazalarında KTK m. 109, sözleşmeye dayalı taleplerde TBK m. 146-147 ve idari eylemlerde İYUK m. 13 esas alınır.

Dikkat edilmesi gereken genel hususlar

Tazminat davalarında zararın, kusurun (kusursuz sorumluluk hâlleri hariç) ve olay ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının ispatı belirleyicidir. Kaza tespit tutanakları, ceza soruşturması evrakı, sağlık kayıtları, maluliyet raporları ve gelir belgeleri bu nedenle önem taşır.

Zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkisi varsa tazminat indirilebilir (TBK m. 52). Ceza hâkiminin beraat kararı ve kusura ilişkin değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74). Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte, talep miktarının belirlenmesi ve sonradan artırılması bakımından HMK m. 109’daki yeni düzenleme gözetilmelidir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tazminat davası hangi süre içinde açılmalıdır?

Süre, talebin dayanağına göre değişir. Haksız fiillerde zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl uygulanır; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre esas alınır (TBK m. 72). Sözleşmeye aykırılıkta kural olarak on yıllık süre geçerlidir (TBK m. 146); idari eylemlerden doğan zararlarda ise idareye başvuru için İYUK m. 13'teki süreler gözetilir.

Trafik kazasından sonra sigorta şirketine doğrudan dava açılabilir mi?

Zorunlu trafik sigortası sınırları içindeki talepler için önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir (KTK m. 97). Şirket 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verilen cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Manevi tazminat talepleri zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır.

Manevi tazminatın miktarı neye göre belirlenir?

Manevi tazminatın miktarı hâkimin takdirindedir. Olayın ağırlığı, kusurun derecesi, zarar görenin yaşadığı acının boyutu ve tarafların durumu gibi ölçütler birlikte değerlendirilir. Tazminat, zarar gören için zenginleşme aracı olmayacak, ancak uğranılan manevi zararı hafifletmeye elverişli bir düzeyde belirlenir.

Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?

Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Yeni düzenlemeye göre alacağın bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olarak tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m. 109/4).

Makaleler

Bu Alandaki Yazılar

Tümünü görüntüle