Trafik Kazası Sonrası Maddi ve Manevi Tazminat

Trafik kazasında işletenin sorumluluğu, sigortaya başvuru zorunluluğu, maluliyet ve destekten yoksun kalma tazminatı, değer kaybı, faiz ve zamanaşımı.

İçindekiler

Karayolunda meydana gelen bir kaza, yalnızca araçlarda maddi hasara yol açmakla kalmaz. Yaralanma ve ölüm hâllerinde tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve yakınların destek kaybı gibi uzun süreli sonuçlar da doğar.

Bu kayıpların kimden, hangi usulle ve hangi süre içinde istenebileceği genel haksız fiil kurallarının yanında özel bir kanunla düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK), motorlu araç işletenin sorumluluğunu kural olarak kusur şartına bağlamaz ve zorunlu mali sorumluluk sigortasını bu çerçevenin tamamlayıcısı hâline getirir. Kanunda düzenlenmeyen hususlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanır (KTK m. 90).

16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler, tazminata işletilecek faiz ile talebin dava içinde artırılması bakımından bu alanı doğrudan etkilemiştir. Aşağıda sorumluluğun dayanağı, istenebilecek kalemler, başvuru usulü ve süreler genel hatlarıyla açıklanmaktadır.

İşletenin sorumluluğu ve sorumluluktan kurtulma

KTK m. 85’in birinci fıkrasına göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın işleteni ile bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk için işletenin kişisel kusuru aranmaz; motorlu aracın yarattığı tehlike sorumluluğun temelini oluşturur.

Aynı maddenin son fıkrası uyarınca işleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bu nedenle aracı kullanan kişi ile işleten farklı kişiler olsa dahi zarar gören, işletene yönelebilir.

Sorumluluktan kurtulmanın koşulları KTK m. 86’da sayılmıştır. İşleten veya teşebbüs sahibi; kendisinin ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten yahut zarar görenin veya üçüncü bir kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Zarar görenin kusuru bu ağırlığa ulaşmıyorsa sorumluluk devam eder; ancak hâkim tazminat miktarını indirebilir.

Araç işletilme hâlinde değilken meydana gelen kazalarda denge değişir. Bu durumda zarar görenin, kazanın oluşumunda işletene veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir (KTK m. 85/3).

Zorunlu trafik sigortası ve teminat dışında kalan hâller

İşletenlerin, KTK m. 85’in birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur (KTK m. 91). Zarar gören, poliçe sınırları içinde kalan talepleri için doğrudan sigorta kuruluşuna yönelebilir.

Bununla birlikte kanun, sigorta teminatının dışında kalan hâlleri KTK m. 92’de tek tek saymıştır. Uygulamada en çok karşılaşılanlar şunlardır:

  • Manevi tazminata ilişkin talepler,
  • Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar,
  • Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri,
  • İşletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisiyle bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar,
  • Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri.

Manevi tazminatın teminat dışında bırakılmış olması, bu talebin ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez. Manevi tazminat, sigorta kuruluşundan değil sorumlu kişilerden istenir.

Teminat tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden, poliçe limitini aşan zararlar bakımından işletene, sürücüye ve varsa teşebbüs sahibine yönelme imkânı saklıdır.

Sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu ve tahkim yolu

KTK m. 97, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içindeki talepler için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasını zorunlu tutar. Sigorta kuruluşu, başvuru tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin bir uyuşmazlık doğarsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Tahkim yolu, Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde kurulan Sigorta Tahkim Komisyonu aracılığıyla işler (5684 sayılı Kanun m. 30). Zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu yoldan yararlanabilir.

Başvuruya kaza tespit tutanağı, sağlık kayıtları, gider belgeleri ve gelir durumunu gösteren belgelerin eklenmesi, talebin değerlendirilebilmesi bakımından önem taşır.

İstenebilecek tazminat kalemleri

Talep edilebilecek kalemler, kazanın sonucuna göre değişir.

Bedensel zararlar

TBK m. 54’e göre bedensel zararlar özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Çalışma gücü kaybının oranı, yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen maluliyet raporuyla belirlenir; hesaplama bu orana, zarar görenin yaşına ve kazancına göre yapılır.

Ölüm hâlinde doğan zararlar

TBK m. 53 uyarınca ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar istenebilir. Destekten yoksun kalma tazminatında belirleyici olan, ölen ile talepte bulunan arasındaki fiilî destek ilişkisidir; mirasçı sıfatı tek başına yeterli değildir.

Araç değer kaybı ve diğer mal zararları

Onarıma rağmen aracın piyasa değerinde meydana gelen azalma, değer kaybı olarak istenebilir. Değer kaybı, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası değerleri arasındaki fark üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

Manevi tazminat

Hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine hükmedilebilir (TBK m. 56). Ayrıntılar için manevi tazminat davası konusuna ilişkin açıklamalar incelenebilir.

7589 sayılı Kanunla gelen değişiklikler

7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve tazminat uyuşmazlıklarını iki noktada doğrudan etkiler.

Birincisi faizdir. TBK m. 55’e eklenen fıkraya göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıpları bakımından, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Aynı maddeye eklenen diğer fıkra uyarınca, ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Bu fıkralar, yürürlük tarihinden sonra meydana gelen olaylara uygulanır.

İkincisi usule ilişkindir. Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Buna karşılık aynı Kanunun 109. maddesine eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu hâlde zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Görevli mahkeme ve zamanaşımı

KTK m. 110 uyarınca, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.

Görevli mahkeme davalıya göre değişir. Sigorta kuruluşuna karşı açılan davalar ticari dava niteliği taşıdığından asliye ticaret mahkemesinde, işleten ve sürücüye karşı açılan davalar ise kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Zamanaşımı bakımından KTK m. 109 özel bir düzenleme getirir. Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörürse, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Manevi tazminat talepleri bakımından ise TBK m. 72’deki süreler gözetilir.

Sonuç

Trafik kazasından doğan taleplerde sonucu belirleyen unsurlar; sorumlunun kim olduğu, kusur dağılımı, zararın belgelerle ortaya konması ve süreler içinde hareket edilmesidir. Zorunlu sigorta kapsamındaki talepler için önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması usule ilişkin bir zorunluluktur.

7589 sayılı Kanunla faiz ve talep artırımı konusunda yapılan değişiklikler, olayın tarihine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir. Konuya ilişkin genel çerçeve için tazminat hukuku alanına ilişkin açıklamalar incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kazada kusurlu olan taraf da tazminat isteyebilir mi?

Kusurun varlığı talebi tamamen ortadan kaldırmaz; kural olarak tazminatta indirim sebebidir. KTK m. 86’ya göre işleten, zarar görenin kusurunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir. Ancak zarar görenin ağır kusuru, işletenin sorumluluktan tamamen kurtulmasına yol açabilir. Ayrıca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır (KTK m. 92).

Sürücü ceza davasında beraat ederse tazminat davası düşer mi?

Hayır. TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, kusurun olup olmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Buna karşılık ceza dosyasındaki tespitler, hukuk davasında delil olarak değerlendirilebilir.

Aracın değer kaybı her durumda sigortadan istenebilir mi?

Değer kaybı kural olarak zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında değerlendirilir. Ancak hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri teminat dışında bırakılmıştır (KTK m. 92). Teminat dışında kalan hâllerde talep, sorumlu kişilere yöneltilebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatını yalnızca mirasçılar mı isteyebilir?

Hayır. TBK m. 53’te ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları kayıplardan söz edilmektedir. Belirleyici olan miras ilişkisi değil, ölen ile talepte bulunan arasında fiilen var olan ya da yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen destek ilişkisidir. Bu nedenle mirasçı olmayan bir kişi destek ilişkisini ortaya koyabiliyorsa talepte bulunabilir; buna karşılık mirasçı sıfatı tek başına yeterli sayılmaz.

İlgili Mevzuat

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85, 86, 90, 92, 97, 109, 110
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53, 54, 55, 56, 72
  • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109
  • 7589 sayılı Kanun m. 18, 19, 20

Tazminat Hukuku

İlgili Yazılar

Tümünü görüntüle