İçindekiler
Bir alacağın tahsili için mahkeme kararı almak her zaman gerekli değildir. Elinde ilam bulunmayan alacaklı da para ve teminat alacakları için doğrudan icra dairesine başvurarak takip başlatabilir. Bu yola ilamsız icra takibi denir.
Bu yolun ayırt edici özelliği, alacağın varlığının başlangıçta incelenmemesidir. İcra dairesi, alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını araştırmaksızın borçluya ödeme emri gönderir. Sistemin dengesi, borçluya tanınan itiraz hakkıyla kurulur.
Aşağıda takibin nasıl başladığı, itirazın hangi sürede ve nasıl yapılacağı, itirazın alacaklı tarafından nasıl aşılabileceği ve kambiyo senetlerine özgü takiple farkları ele alınmaktadır.
Takibin başlaması ve ödeme emri
Takip, alacaklının icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 58). Talepte alacaklı ve borçlunun kimlik bilgileri, alacağın tutarı ve dayanağı gösterilir. Alacağın bir belgeye dayanması zorunlu değildir.
İcra dairesi, takip talebini aldıktan sonra borçluya ödeme emri düzenler (m. 60). Ödeme emri, borcun kanunda öngörülen süre içinde ödenmesi gerektiğini, borca itiraz edilebileceğini ve itiraz edilmez ile borç ödenmezse takibin kesinleşeceğini borçluya bildirir.
Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmiş olması belirleyicidir. Tüm süreler tebliğ tarihinden işlemeye başladığından, tebligatın usulsüz olduğu iddiası ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
İtiraz süresi ve şekli
Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir (m. 62). İtiraz dilekçeyle veya sözlü olarak yapılabilir; sözlü itiraz tutanağa geçirilir.
İtirazın hangi merciye yapılacağı önemlidir. İlamsız takipte itiraz, mahkemeye değil ödeme emrini gönderen icra dairesine yöneltilir.
İtirazın türü de sonucu etkiler. Borçlu borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir; kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açıkça gösterilmesi gerekir, aksi hâlde itiraz yapılmamış sayılabilir. Borçlu takip dayanağı senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa, bu itirazı ayrıca ve açıkça yapmalıdır. İmzaya itirazın ayrıca belirtilmemesi hâlinde imza ikrar edilmiş sayılır.
Yetkiye itiraz da bu aşamada ileri sürülmelidir. Borçlu, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu düşünüyorsa bunu itirazıyla birlikte bildirmelidir.
Süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur (m. 66). Bu aşamadan sonra takibin sürdürülebilmesi, alacaklının itirazı hükümden düşürmesine bağlıdır.
İtirazın iptali davası
Elinde İİK’nın 68 ve 68/a maddeleri anlamında nitelikli bir belge bulunmayan alacaklının başvurabileceği yol, itirazın iptali davasıdır.
Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (m. 67). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Sürenin kaçırılması hâlinde alacaklının takip dosyası üzerinden ilerlemesi mümkün olmaz; alacak için genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açması gerekir.
İtirazın iptali davası genel mahkemede görülür ve alacağın esası incelenir. Bu nedenle verilen karar kesin hüküm oluşturur. Davanın kabulü hâlinde itiraz iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder.
Bu davada tazminat da gündeme gelebilir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi hâlinde borçlu, takip haksız ve kötü niyetli ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine reddedilen veya hükmolunan tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Uygulamada birincisine icra inkâr tazminatı, ikincisine kötü niyet tazminatı denir. Kanun yalnızca alt sınırı belirlemiştir.
İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit, yani belirli veya kolayca belirlenebilir olması aranır. Tazminat kendiliğinden değil, talep üzerine hükmedilir.
İtirazın kaldırılması
Alacaklının elinde kanunda sayılan nitelikte bir belge varsa, daha hızlı işleyen bir yol açıktır.
İİK’nın 68. maddesi uyarınca alacaklı, imzası ikrar edilmiş adi senet, noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış belge ya da maddede sayılan resmî belgelerden birine dayanıyorsa, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İmzaya itiraz edilmesi hâlinde uygulanacak usul 68/a maddesinde düzenlenmiştir.
İki yol arasındaki fark yalnızca süreden ibaret değildir. İtirazın kaldırılması icra mahkemesinde görülür ve inceleme, kanunda sayılan belgelerle sınırlı dar yetkili bir incelemedir. Bu nedenle verilen karar kural olarak kesin hüküm oluşturmaz; taraflar genel hükümlere göre dava açma hakkını korur.
Altı aylık sürenin kaçırılması, alacaklının bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açma imkânını ortadan kaldırmaz.
Kambiyo senetlerine özgü takip ile farkları
Alacak çek, poliçe veya bonoya dayanıyorsa alacaklı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapabilir (İİK m. 167 vd.). Bu yol borçlu bakımından daha ağır sonuçlar doğurur.
İlk fark süredir. Kambiyo senetlerine özgü takipte ödeme emrine itiraz süresi beş gündür.
İkinci fark merciidir. İtiraz icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılır (m. 168).
Üçüncü ve en önemli fark itirazın etkisidir. İlamsız takipte itiraz takibi kendiliğinden durdururken, kambiyo senetlerine özgü takipte borca veya imzaya itiraz, satış dışındaki takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz (m. 170). Bu nedenle itiraza rağmen haciz işlemleri yapılabilir. Borçlunun takibin durmasını sağlaması, icra mahkemesinden bu yönde bir karar alınmasına bağlıdır.
Menfi tespit ve istirdat davaları
Borçlunun başvurabileceği yollar itirazla sınırlı değildir. Borcun bulunmadığını ileri süren borçlu, takipten önce veya takip sırasında menfi tespit davası açabilir; bu dava, borçlu olunmadığının tespitine yöneliktir.
Takip sırasında açılan menfi tespit davası kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Kanun, bu davanın takip üzerindeki etkisini ayrı koşullara bağlamıştır; borçlunun teminat göstermesi hâlinde mahkemeden alınacak karara göre takibin durdurulması gündeme gelebilir.
Borç icra takibi sonucunda ödenmişse artık borçlu olunmadığının tespiti istenemez. Bu durumda ödenen paranın geri alınması için istirdat davası açılır. Her iki dava bakımından da kanunda öngörülen süre ve koşullara uyulması gerekir.
Bu davaların ticari nitelik taşıması hâlinde, aşağıda ele alınan dava şartı arabuluculuk kuralları uygulanır.
Ticari alacaklarda arabuluculuk şartı
Takibe konu alacak ticari nitelikteyse ek bir aşama gündeme gelir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi uyarınca ticari davalardan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Bu genişleme 7445 sayılı Kanunla getirilmiş ve 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren açılan davalarda uygulanmaya başlamıştır. Dolayısıyla ticari bir alacak için başlatılan takibe itiraz edilmesi hâlinde, itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Konunun ayrıntısı için ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuk başlığı incelenebilir.
Sonuç
İlamsız takipte borçlunun en önemli hakkı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmektir. Bu süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve borçlunun elinde kalan yollar önemli ölçüde daralır.
Alacaklı bakımından ise itirazın hükümden düşürülmesi, elindeki belgenin niteliğine göre bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açmak veya altı ay içinde icra mahkemesine başvurmak biçiminde şekillenir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir. Alanın genel çerçevesi için icra ve iflas hukuku başlığı incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yedi günlük itiraz süresi kaçırılırsa ne yapılabilir?
Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir. Bu aşamada borçlunun başvurabileceği sınırlı yollar bulunur. Ödeme emri usulsüz tebliğ edilmişse, usulsüz tebligat şikâyeti gündeme gelebilir. Borcun bulunmadığı ileri sürülüyorsa takipten sonra menfi tespit, ödeme yapılmışsa istirdat davası açılması mümkündür. Ayrıca kanunda öngörülen koşulların varlığında gecikmiş itiraz yoluna başvurulabilir.
İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın iptali genel mahkemede açılır, alacağın esası incelenir ve verilen karar kesin hüküm oluşturur; süresi itirazın tebliğinden itibaren bir yıldır. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde istenir, yalnızca kanunda sayılan belgelerle sınırlı dar bir inceleme yapılır ve karar kural olarak kesin hüküm oluşturmaz; süresi altı aydır. Hangi yolun kullanılabileceği, alacaklının elindeki belgenin niteliğine bağlıdır.
İcra inkâr tazminatı ne kadardır?
Kanun yalnızca alt sınır belirlemiştir. İtirazın haksızlığına karar verilmesi hâlinde, diğer tarafın talebi üzerine reddedilen veya hükmolunan tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir. Üst sınır öngörülmediğinden oran hâkimin takdirindedir. Tazminata hükmedilebilmesi için alacağın likit olması ve tazminatın talep edilmiş olması gerekir.
Senetteki imza bana ait değilse ne yapmalıyım?
İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça yapılması gerekir. İlamsız takipte bu itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilir; açıkça belirtilmezse imza ikrar edilmiş sayılır. Kambiyo senetlerine özgü takipte ise itiraz beş gün içinde icra mahkemesine yapılır ve bu itiraz satış dışındaki takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.
İlgili Mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 58, 60, 62, 66
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67, 68, 68/a
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 167-170
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A