İçindekiler
Kıdem tazminatı, belirli bir süre aynı işverene bağlı olarak çalışan işçiye, iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermesi durumunda ödenen toplu paradır. Her sona erme kıdem tazminatı doğurmaz; sözleşmenin kim tarafından ve hangi sebeple sona erdirildiği belirleyicidir.
Konunun dikkat çeken yanı, dayanağının yürürlükteki 4857 sayılı İş Kanunu değil, mülga 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi olmasıdır. 4857 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi, kıdem tazminatı fonuna ilişkin kanun yürürlüğe girinceye kadar işçilerin kıdem tazminatı haklarının 1475 sayılı Kanunun 14. maddesine göre belirleneceğini öngörmüştür. Böylece 1475 sayılı Kanundan geriye yalnızca bu madde kalmıştır.
Aşağıda hak kazanma şartları, hesaplamada esas alınan ücret, tavan uygulaması ile faiz ve zamanaşımına ilişkin kurallar genel hatlarıyla açıklanmaktadır.
Kıdem tazminatının hukuki dayanağı ve atıf sorunu
1475 sayılı Kanunun 14. maddesi, kendi içinde aynı Kanunun 16, 17 ve 26. maddelerine atıf yapar. Bu maddeler yürürlükten kalktığı için 4857 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi bir köprü kurmuştur: anılan atıflar, 4857 sayılı Kanunun sırasıyla 24, 25 ve 32. maddelerine yapılmış sayılır.
Bu teknik ayrıntının pratik sonucu şudur. Metinde geçen “işçinin haklı nedenle fesih hakkı” bugünkü 4857 sayılı Kanunun 24. maddesini, “işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih hakkı” 25. maddenin II numaralı bendini, tazminata esas ücretin tanımı ise 32. maddenin birinci fıkrasını ifade eder.
Bir yıllık kıdem koşulu
Kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için işçinin, iş sözleşmesinin devamı süresince aynı işverene bağlı olarak en az bir tam yıl çalışmış olması gerekir. Bir yıldan az süren çalışmalar, fesih sebebi ne olursa olsun kıdem tazminatı doğurmaz.
Bir yılı aşan süreler için oranlı ödeme yapılır. Her geçen tam yıl için otuz günlük ücret tutarında tazminat ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden hesaplama yapılır. Otuz günlük süre, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine artırılabilir; aleyhe değiştirilemez.
Hak kazandıran sona erme hâlleri
1475 sayılı Kanunun 14. maddesi, kıdem tazminatı doğuran sona erme hâllerini sınırlı biçimde saymıştır.
İşveren ve işçi feshi
İşveren, iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanunun 25. maddesinin II numaralı bendinde sayılan ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hâlleri dışında bir sebeple feshederse işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Geçerli sebebe dayanan fesihler, sağlık sebepleri ve zorlayıcı sebeplerle yapılan fesihler de bu kapsamdadır.
İşçi bakımından ise, sözleşmenin 4857 sayılı Kanunun 24. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedilmesi kıdem tazminatı hakkı doğurur. Buna karşılık işçinin haklı bir neden göstermeksizin istifa etmesi kural olarak bu hakkı sağlamaz.
Askerlik, emeklilik ve yaşlılık aylığı
Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla sözleşmenin sona erdirilmesi kıdem tazminatına hak kazandırır. Aynı şekilde, bağlı bulunulan kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılma da bu kapsamdadır. Bu hâlde işçinin, aylığa ya da toptan ödemeye hak kazandığını ve ilgili kuruma başvurduğunu belgelemesi şarttır.
Maddeye 1999 yılında eklenen bent ise, yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş dışındaki şartları, yani sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçiye de aynı hakkı tanır. Uygulamada bu durum, sigortalılık başlangıcına göre değişen süre ve gün sayıları nedeniyle her dosyada ayrıca hesaplanır.
Evlenme ve ölüm
Kadın işçinin, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini kendi arzusuyla sona erdirmesi kıdem tazminatına hak kazandırır. Bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir.
İşçinin ölümü hâlinde de kıdem tazminatı doğar ve mirasçılarına ödenir. Bu durumda kuruma başvuru belgesi aranmaz.
Kıdem süresinin hesabı ve işyeri devri
İşçinin kıdemi, iş sözleşmesinin kesintisiz devam etmiş ya da aralıklarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalışılan sürelerin toplamı üzerinden hesaplanır.
İşyerinin devri veya herhangi bir suretle bir işverenden diğerine geçmesi hâlinde işçinin kıdemi, bu işyerlerindeki hizmet sürelerinin toplamı üzerinden belirlenir. İşlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren de sorumludur. Ancak devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı süreyle ve devir anındaki ücret düzeyiyle sınırlıdır.
Aynı kıdem süresi için birden fazla kez kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Daha önce kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edilmiş dönemler yeniden hesaba katılmaz.
Tazminata esas ücret: giydirilmiş brüt ücret
Hesaplama son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hâllerde, son bir yıl içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan gün sayısına bölünmesiyle bulunan ortalama ücret esas alınır. Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa, tazminata esas ücret, işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süredeki çalışılan güne bölünmesiyle hesaplanır.
Esas alınacak ücret yalnızca çıplak ücret değildir. 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, 4857 sayılı Kanunun 32. maddesinin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün sözleşmeden ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Uygulamada buna giydirilmiş ücret denir.
Giydirilmiş ücrete dâhil edilecek menfaatler süreklilik taşımalıdır. Yol ve yemek yardımı, düzenli ödenen ikramiye, yakacak ve erzak yardımı, işverence sağlanan konut ve benzeri edimler bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık arızi nitelikteki ödemeler ile fazla çalışma karşılığı gibi çalışma karşılığı doğan ödemeler tazminata esas ücrete eklenmez.
Tavan, faiz ve zamanaşımı
Kıdem tazminatının yıllık miktarı için bir üst sınır öngörülmüştür. 1475 sayılı Kanunun 14. maddesine göre bu miktar, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
Tavan tutarı sabit değildir. Kamu görevlilerine uygulanan aylık katsayılarının değişmesine bağlı olarak genellikle yılda iki kez yeniden belirlenir. Güncel tutar, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan mali ve sosyal haklara ilişkin genelgelerden izlenebilir. Sözleşmeyle daha yüksek bir kıdem tazminatı kararlaştırılmış olsa dahi bu sınır aşılamaz.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi hâlinde hâkim, gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. Kıdem tazminatı fesihle muaccel hâle geldiğinden faiz kural olarak fesih tarihinden işletilir.
Zamanaşımı bakımından 4857 sayılı Kanunun ek 3. maddesi uygulanır. Buna göre kıdem tazminatının zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan tazminatlar hakkında uygulanır; daha önce işlemeye başlamış zamanaşımı süreleri için geçici 8. maddedeki geçiş kuralı gözetilir.
Sonuç
Kıdem tazminatı, en az bir yıllık kıdem ile kanunda sayılan bir sona erme hâlinin birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Hesaplama ise son giydirilmiş brüt ücret, kıdem süresi ve yürürlükteki tavan tutarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Fesih bildiriminin içeriği, ayrılma sebebinin belgelenmesi ve ücrete dâhil edilecek menfaatlerin tespiti sonucu doğrudan etkiler. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir. İş ilişkisinden doğan diğer talepler için iş hukuku alanına ilişkin genel bilgiler incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Haklı bir neden göstermeksizin yapılan istifa kural olarak kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. Ancak ayrılma, 4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesinde sayılan sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller veya zorlayıcı sebeplere dayanıyorsa işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi bu hâllerden biridir. Ayrıca askerlik, emeklilik ve kadın işçinin evlenmesi gibi kanunda özel olarak sayılan durumlar da tazminat hakkı sağlar.
Kıdem tazminatı brüt mü net mi hesaplanır?
Hesaplama giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılır. Bulunan tutardan yalnızca damga vergisi kesilir; kıdem tazminatı gelir vergisinden istisnadır ve üzerinden sigorta primi alınmaz. Bu nedenle kıdem tazminatında brüt ile net tutar arasındaki fark, diğer işçilik alacaklarına göre sınırlı kalır.
Aynı işverene ait farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilir mi?
Evet. Kıdem, iş sözleşmesinin devam etmiş veya aralıklarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalışılan süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerinin devri hâlinde ise süreler toplanır ve işlemiş kıdem tazminatından her iki işveren sorumlu olur; devreden işverenin sorumluluğu kendi dönemiyle ve devir anındaki ücret düzeyiyle sınırlıdır.
Kıdem tazminatı talebi için önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Evet. Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı için açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3). Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenerek iş mahkemesinde dava açılabilir.
İlgili Mevzuat
- 1475 sayılı İş Kanunu m. 14
- 4857 sayılı İş Kanunu m. 24, 25, 32
- 4857 sayılı İş Kanunu geçici m. 1 ve geçici m. 6
- 4857 sayılı İş Kanunu ek m. 3
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3