İçindekiler
Tıbbi müdahale, kişinin vücut bütünlüğüne yönelen bir işlemdir. Bu nedenle hukuka uygun sayılabilmesi, yalnızca tıbbın gereklerine uygun yürütülmesine değil, hastanın bilgilendirilmiş iradesine dayanmasına da bağlıdır.
Aydınlatılmış onam kavramı bu iki unsuru birleştirir: hastanın müdahale hakkında yeterince bilgilendirilmesi ve bu bilgi üzerine özgür iradesiyle karar vermesi. Bilgilendirme yapılmadan alınan bir imza, kural olarak geçerli bir onam sayılmaz.
Aşağıda hasta haklarının kapsamı, bilgilendirmenin içeriği ve usulü, onamın şekli ile küçükler, kısıtlılar ve acil durumlara ilişkin kurallar genel hatlarıyla açıklanmaktadır.
Hasta haklarının dayanağı ve temel ilkeler
Hasta hakları, Anayasanın kişinin dokunulmazlığına ilişkin güvencelerinden doğar ve ayrıntıları Hasta Hakları Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 5. maddesi sağlık hizmetlerinin sunulmasında uyulması gereken ilkeleri sayar. Bunlar arasında, bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli içinde yaşama hakkının en temel insan hakkı olduğunun hizmetin her safhasında göz önünde bulundurulması ile hastalar arasında ırk, dil, din, cinsiyet, siyasi düşünce ve ekonomik durum gibi farklılıklara dayalı ayrım yapılmaması yer alır.
Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.
Buna 12. maddedeki sınır eklenir: teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek yahut vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez. Bu hüküm, hastanın rızasının tek başına her müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmediğini gösterir.
Sağlık durumu hakkında bilgi alma hakkı
Bilgilendirmenin kapsamı
Yönetmeliğin 15. maddesi, hastaya hangi konularda bilgi verileceğini sayar:
- Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
- Tıbbi müdahalenin kim tarafından, nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
- Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ile bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler,
- Muhtemel komplikasyonlar,
- Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler,
- Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
- Sağlık için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
- Gerektiğinde aynı konuda tıbbi yardıma nasıl ulaşılabileceği.
Listede yer alan reddetme hâlinde doğacak sonuçların bildirilmesi yükümlülüğü, bilgilendirmenin yalnızca müdahalenin yararlarını değil, yapılmaması ihtimalini de kapsaması gerektiğini ortaya koyar.
Bilgi vermenin usulü
Yönetmeliğin 18. maddesine göre bilgi; mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği biçimde verilir. Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirmenin hastanın kendisine yapılması esastır.
Bu hüküm uygulama bakımından önemlidir: yazılı bir belgenin imzalatılması, sözlü bilgilendirme yükümlülüğünün yerine geçmez.
Bilgi verilmesinin sınırları
İki durumda bilgilendirme sınırlanabilir. Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca, hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin vahim görülmesi hâllerinde teşhisin saklanması caizdir; bu takdir tabibe aittir.
İkinci sınır hastanın kendi iradesinden doğar. Yönetmeliğin 20. maddesine göre kişi, sağlık durumu hakkında kendisinin, yakınlarının ya da hiç kimsenin bilgilendirilmemesini talep edebilir. Bu durumda kişinin kararı yazılı olarak alınır ve hasta bu talebini istediği zaman değiştirebilir.
Aydınlatılmış onamın hukuki temeli ve şekli
Rızanın kanuni dayanağı 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 70. maddesidir. Bu maddeye göre tabipler, yapacakları her nevi müdahale için hastanın; hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinin önceden muvafakatini alırlar. Büyük cerrahi müdahaleler bakımından bu muvafakatin yazılı olması gerekir. Maddeye 2025 yılında eklenen cümlelerle muvafakatin elektronik ortamda da alınabileceği, bunun kimlik doğrulamaya imkân veren belgeler veya biyometrik yöntemler kullanılarak yapılacağı düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 22. maddesi aynı ilkeyi hasta yönünden ifade eder: kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
Şekil bakımından Yönetmeliğin 28. maddesi, mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında rızanın herhangi bir şekle bağlı olmadığını belirtir. Aynı madde, hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rızanın hükümsüz olduğunu ve bu rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamayacağını düzenler.
Rıza formu ise 26. maddede ele alınmıştır. Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen müdahaleler için, 15. maddedeki bilgileri içeren bir rıza formu hazırlanır. Formda yer alan bilgiler sözlü olarak hastaya aktarılarak form imzalatılır; iki nüsha düzenlenir, biri hasta dosyasına konulur, diğeri hastaya verilir.
Buradan çıkan sonuç, ispat bakımından belirleyicidir. Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü sağlık hizmeti sunucusuna aittir. Müdahaleye özgü bilgi içermeyen, yalnızca matbu ifadelerden oluşan belgeler bu yükü karşılamakta yetersiz kalabilir. Konunun sorumluluk boyutu için tıbbi malpraktis tazminat başlığındaki açıklamalar incelenebilir.
Rızanın kapsamı, küçükler ve acil durumlar
Yönetmeliğin 31. maddesine göre rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatılması esastır. Verilen rıza, müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Buna karşılık tıbbi müdahalenin, verilen rızanın sınırları içinde kalması gerekir. Müdahale sırasında işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda, genişletilmemesi hâlinde hastanın bir organının kaybına veya işlevini yerine getiremez hâle gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlleri ayrıca düzenlenmiştir.
Küçükler ve kısıtlılar bakımından Yönetmeliğin 24. maddesi uygulanır. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden ya da vasisinden izin alınır. Kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hâllerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde küçük veya kısıtlı hastanın dinlenmesi suretiyle bilgilendirme sürecine ve tedavisiyle ilgili kararlara katılımı sağlanır.
Acil durumlar bakımından iki hüküm birlikte değerlendirilir. 1219 sayılı Kanunun 70. maddesi, veli veya vasinin bulunmadığı yahut müdahale yapılacak kişinin ifadeye muktedir olmadığı hâllerde muvafakatin şart olmadığını belirtir. Yönetmeliğin 24. maddesi de hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı ya da hazır bulunamadığı yahut hastanın ifade gücünün bulunmadığı hâllerde rıza şartının aranmayacağını düzenler.
Tedaviyi reddetme, mahremiyet ve kayıtlara erişim
Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca, kanunen zorunlu olan hâller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere hasta, kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek ya da durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu hâlde tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Maddede ayrıca, bu hakkın kullanılmasının hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında aleyhine kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Mahremiyet bakımından 21. madde, her türlü tıbbi müdahalenin hastanın mahremiyetine saygı gösterilerek icra edilmesini öngörür. Bu hak; tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içinde yürütülmesini, muayene ve tedavinin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini, tıbben sakınca bulunmayan hâllerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini ve tedaviyle doğrudan ilgili olmayan kimselerin müdahale sırasında bulunmamasını kapsar. Yönetmeliğin 23. maddesi ise sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgilerin, kanunla müsaade edilen hâller dışında açıklanamayacağını düzenler.
Kayıtlara erişim bakımından 16. madde hastaya, sağlık durumuyla ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili yahut kanuni temsilcisi vasıtasıyla inceleme ve bir suretini alma hakkı tanır. 17. madde uyarınca hasta, kayıtlardaki eksik, belirsiz ve hatalı bilgilerin düzeltilmesini isteyebilir; bu hak, raporlara itiraz ve yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.
Sonuç
Aydınlatılmış onam, tek bir imzadan değil, bilgilendirme ile iradenin açıklanmasından oluşan bir süreçtir. Bilgilendirmenin sözlü olarak ve hastanın anlayabileceği biçimde yapılması, rıza formunun müdahaleye özgü bilgiler içermesi ve sürecin kayda geçirilmesi bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
Küçükler, kısıtlılar ve acil durumlar bakımından öngörülen kurallar, genel rıza şartının istisnalarını oluşturur. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir. Alanın genel çerçevesi için sağlık hukuku başlığındaki açıklamalar incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Aydınlatılmış onamın yazılı olması zorunlu mudur?
Hasta Hakları Yönetmeliğinin 28. maddesine göre, mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında rıza herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak 1219 sayılı Kanunun 70. maddesi büyük cerrahi müdahaleler için muvafakatin yazılı olmasını arar. Ayrıca Yönetmeliğin 26. maddesi, uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen müdahaleler için rıza formu düzenlenmesini öngörür. İspat kolaylığı bakımından yazılı belge düzenlenmesi uygulamada yaygındır.
İmzalanan matbu onam formu yeterli midir?
Tek başına yeterli olmayabilir. Yönetmeliğin 18. maddesi hastanın, müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından sözlü olarak bilgilendirilmesini öngörür. 26. madde de rıza formundaki bilgilerin sözlü olarak aktarılmasını arar. Bu nedenle müdahaleye özgü bilgi içermeyen ve yalnızca genel ifadelerden oluşan belgeler, aydınlatmanın gerçekleştiğini ortaya koymakta yetersiz kalabilir.
Hasta tedaviyi reddederse sonuçları ne olur?
Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca hasta, kanunen zorunlu hâller dışında tedaviyi reddetme veya durdurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hâlde tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya, kanuni temsilcilerine veya yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılmış olması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar başvurması hâlinde aleyhine kullanılamaz.
Hasta kendi tıbbi kayıtlarının bir örneğini alabilir mi?
Evet. Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca hasta, sağlık durumuyla ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları doğrudan ya da vekili veya kanuni temsilcisi vasıtasıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar yalnızca hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir. Ayrıca 17. madde, kayıtlardaki eksik veya hatalı bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkını tanır.
İlgili Mevzuat
- Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, 18, 19, 20, 21, 22, 24, 25, 26, 28, 31
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m. 70
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502