İçindekiler
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Bir üstünlük ya da mülkiyet ilişkisi değil, çocuğun yararına kullanılması gereken bir görevdir.
Evlilik birliği devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, TMK, m. 336).
Velayetin bir tarafa bırakılması, diğer ebeveynin çocukla bağını sona erdirmez. Kanun, velayet kendisine verilmeyen tarafa çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanır ve aynı zamanda çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğü getirir.
Boşanmada velayetin belirlenmesi
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182).
Velayet, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konu değildir. Bu nedenle taraflar anlaşmış olsa bile hâkim, düzenlemeyi çocuğun yararı bakımından denetler ve gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Anlaşmalı boşanmada da protokolün bu yönden uygun bulunması aranır; ayrıntılar için anlaşmalı boşanma davası yazısına bakılabilir.
Aile mahkemeleri, uyuşmazlığın nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak üzere psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 sayılı Kanun m. 5). Uygulamada bu görevlilerce hazırlanan sosyal inceleme raporu, velayet konusundaki değerlendirmenin önemli dayanaklarındandır.
Velayete ilişkin talep, boşanma davası içinde ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava ile de gündeme gelebilir. Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir; ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da velayetin kendisinden alınması hâlinde hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m. 337).
Çocuğun üstün yararı ölçütü
Velayete ilişkin her kararda belirleyici ölçüt çocuğun yararıdır. Kanun, kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararlarının esas tutulacağını açıkça belirtir (TMK m. 182).
Uygulamada değerlendirmeye esas alınan başlıklar şunlardır:
- Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve alışkanlıklarının sürdürülebilmesi,
- Ana ve babanın çocukla kurduğu bağ ile bakım kapasitesi,
- Çocuğun eğitim düzeninin ve sosyal çevresinin korunması,
- Ebeveynlerin birbirleriyle iş birliği yapabilme durumu,
- İdrak çağındaki çocuğun kendi görüşü.
Çocuğun görüşünün alınması, kararın çocuğun beyanına bağlanması anlamına gelmez. Görüş, çocuğun yaşı ve olgunluğu ölçüsünde diğer ölçütlerle birlikte değerlendirilir. Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir; gelir farkı, iştirak nafakası yoluyla dengelenebilen bir husustur.
Ortak velayet
TMK m. 336, boşanmada velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olacağını düzenlediğinden, ortak velayetin mümkün olup olmadığı uzun süre tartışılmıştır. Yargıtay uygulamasında, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol’ün onaylanmasından sonra, ortak velayete karar verilmesinin iç hukuka aykırı olmadığı kabul edilmektedir.
Bununla birlikte ortak velayet kendiliğinden uygulanan bir kural değildir. Talep edilmesi, çocuğun üstün yararına uygun düşmesi ve ana babanın çocuğa ilişkin kararlarda iş birliği yapabilecek durumda olması aranır. Ebeveynler arasında sürekli uyuşmazlık bulunan, iletişimin kurulamadığı veya çocuğun düzeninin bundan zarar göreceği hâllerde ortak velayet çocuğun yararına görülmemektedir.
Çocukla kişisel ilişki kurulması
Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323). Bu hak, aynı zamanda çocuğun kendisine tanınan bir haktır.
Kanun, kişisel ilişkinin sınırlarını da belirler. Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer, ana ve baba bu haklarını yükümlülüklerine aykırı kullanır, çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir (TMK m. 324).
Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir (TMK m. 325). Uygulamada bu hüküm, büyükanne ve büyükbabanın talepleri bakımından önem taşır.
Kişisel ilişkinin gün, saat, tatil ve bayram dönemleri ile teslim yeri bakımından açık biçimde düzenlenmesi, sonraki uyuşmazlıkları önlemesi yönünden önem taşır.
Kararların yerine getirilmesi
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemelerince verilen ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi, 2021 yılında 7343 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle icra dairelerinden alınarak özel bir usule bağlanmıştır. Bu kararlar, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A).
Yetkili birim, çocuğun yerleşim yeri müdürlüğüdür. Kararlar; psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi görevliler, bunların bulunmadığı yerlerde ise öğretmen eliyle yerine getirilir. Yükümlünün kararın gereğini rızasıyla yerine getirmemesi hâlinde hak sahibi müdürlüğe başvurabilir; müdürlük teslim emri gönderir ve emrin gereğinin yerine getirilmemesi disiplin hapsi yaptırımına bağlanmıştır. Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir (5395 sayılı Kanun m. 41/B).
Velayetin değiştirilmesi
Velayete ilişkin karar kesin hüküm oluşturmaz. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, kendiliğinden veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183). Maddede sayılan hâller örnek niteliğindedir; belirleyici olan, değişikliğin çocuğun yararını gerektirmesidir.
Kanun, kişisel ilişkinin engellenmesini de özel olarak yaptırıma bağlamıştır. Mahkeme kararında, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m. 182). Velayet kendisine bırakılan ana veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir (TMK m. 324).
Velayetin değiştirilmesi davası aile mahkemesinde görülür ve her zaman açılabilir; bir hak düşürücü süreye bağlı değildir.
Sonuç
Velayet ve kişisel ilişkiye dair kararlarda ölçüt, tarafların talepleri değil çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle taraf anlaşmaları hâkimin denetimine tabidir ve verilen kararlar koşullar değiştiğinde yeniden ele alınabilir.
Kişisel ilişkinin ayrıntılı düzenlenmesi ile kararların yerine getirilmesine ilişkin usulün bilinmesi, uygulamada yaşanan uyuşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlar. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Velayet belirlenirken çocuğun görüşü alınır mı?
İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması uygulamada benimsenmiş bir yöntemdir. Ancak karar, yalnızca çocuğun beyanına dayandırılmaz. Görüş; çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi gözetilerek, sosyal inceleme raporu ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Belirleyici ölçüt her hâlde çocuğun üstün yararıdır.
Ortak velayete karar verilebilir mi?
Yargıtay uygulamasında ortak velayetin iç hukuka aykırı olmadığı kabul edilmektedir. Bunun için talep bulunması, ana babanın çocuğa ilişkin konularda iş birliği yapabilmesi ve düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun düşmesi aranır. Taraflar arasında sürekli uyuşmazlık bulunması hâlinde ortak velayet çocuğun yararına görülmemektedir.
Velayet kendisine verilmeyen taraf çocuğun eğitimine karışabilir mi?
Velayet hakkını kullanan taraf, çocuğun eğitimine ilişkin kararları almaya yetkilidir. Bununla birlikte diğer ebeveyn, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlü olduğu gibi çocukla kişisel ilişki kurma hakkına da sahiptir (TMK m. 323, m. 324). Ortak velayete karar verilmiş ise eğitime ilişkin kararlar birlikte alınır.
Kişisel ilişki kararına uyulmazsa ne yapılabilir?
Çocuk teslimi ve kişisel ilişkiye dair kararlar, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir. Yükümlü kararın gereğini yerine getirmezse hak sahibi bu müdürlüğe başvurabilir; müdürlükçe teslim emri gönderilir ve emrin gereğinin yerine getirilmemesi disiplin hapsi yaptırımına bağlanmıştır. Ayrıca kişisel ilişkinin engellenmesi, velayetin değiştirilmesi sebebi olarak ileri sürülebilir.
İlgili Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182-183
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 323-325
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 335-337
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A ve devamı