İçindekiler
Boşanma ile mal paylaşımı, birbirine bağlı fakat ayrı iki hukuki sorundur. Boşanma kararı verilmesi, eşlerin malvarlıklarının kendiliğinden paylaşılması sonucunu doğurmaz; paylaşım, mal rejiminin tasfiyesi adı verilen ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan yanılgı, malların tapuda veya ruhsatta kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak sonuca varılmasıdır. Oysa yasal mal rejiminde belirleyici olan, malın hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiğidir.
Bu yazıda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) yasal mal rejimi olarak benimsenen edinilmiş mallara katılma rejiminin işleyişi ile tasfiyede hesaplanan alacaklar ele alınmaktadır.
Yasal mal rejimi ve kapsamı
Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler (TMK m. 202). Diğer rejimler mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığıdır.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar (TMK m. 218). Rejim süresince her eş kendi malvarlığı üzerinde kural olarak tasarrufta bulunmaya devam eder; paylaşım, rejimin sona ermesiyle gündeme gelir.
Bu rejim bir ortak mülkiyet düzeni kurmaz. Tasfiye sonucunda eşe tanınan hak, kural olarak bir alacak hakkıdır; belirli bir mal üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı değildir.
Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı
Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (TMK m. 219). Kişisel mallar ise TMK m. 220’de sayılmıştır.
| Edinilmiş mallar (m. 219) | Kişisel mallar (m. 220) |
|---|---|
| Çalışmanın karşılığı olan edinimler | Yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya |
| Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler | Rejimin başlangıcında bir eşe ait olan değerler |
| Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar | Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilen değerler |
| Kişisel malların gelirleri | Manevi tazminat alacakları |
| Edinilmiş malların yerine geçen değerler | Kişisel mallar yerine geçen değerler |
Tablodaki iki satır özellikle dikkat çekicidir. Kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılır; buna karşılık kişisel bir malın yerine geçen değer kişisel mal olmaya devam eder. Örneğin miras yoluyla edinilen bir taşınmazın kira geliri edinilmiş mal, satışından elde edilen bedelle alınan yeni taşınmaz ise kişisel maldır.
İspat konusunda kanun bir karine getirir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispatla yükümlüdür; hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır ve bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222). Bu karine nedeniyle, bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bunu ispat etmekle yükümlüdür.
1 Ocak 2002 öncesinde kurulan evlilikler
Edinilmiş mallara katılma rejimi, TMK’nin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinde yasal mal rejimi hâline gelmiştir. Bu tarihten önce kurulmuş evlilikler bakımından geçiş, 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre, TMK’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Eşler bu bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını da kabul edebilirler.
Bunun pratik sonucu, tarih bakımından ikiye bölünmüş bir değerlendirmedir. 1 Ocak 2002 öncesinde geçerli olan önceki düzenlemede mal ayrılığı esas olduğundan, bu dönemde edinilen mallar kural olarak katılma alacağına konu olmaz. Bu dönem bakımından, katkısı bulunan eşin talebi katkı payı alacağı olarak değerlendirilir.
Mal rejiminin sona erme anı
Tasfiyenin hangi ana göre yapılacağı, hangi malların hesaba katılacağını belirlediğinden önem taşır. Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde ise mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225).
Buna göre boşanmada belirleyici tarih, kararın kesinleştiği tarih değil boşanma davasının açıldığı tarihtir. Dava tarihinden sonra edinilen malvarlığı değerleri tasfiyeye dahil edilmez.
Değerlendirme anı bakımından ise farklı bir kural geçerlidir. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235). Böylece dava tarihi ile tasfiye arasındaki değer artışları hesaba yansır.
Tasfiyede hesaplanan alacaklar
Değer artış payı
Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227). Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilirler.
Katılma alacağı
Katılma alacağı, artık değer üzerinden hesaplanır. Artık değer; eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır ve değer eksilmesi göz önüne alınmaz (TMK m. 231). Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur; alacaklar takas edilir (TMK m. 236).
Kanun, katılma alacağının azaltılmasına yönelik işlemlere karşı da koruma getirmiştir. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m. 229).
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 236). Bu, kusurun tasfiyeye etki ettiği sınırlı hâllerden biridir.
Tasfiye davası, süreler ve ödeme
Mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir talep olup aile mahkemesinde ileri sürülür. Talep boşanma davasıyla birlikte açılabilirse de, uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılır; zira tasfiye, rejimin sona ermesine bağlıdır.
Zamanaşımı konusunda TMK’de özel bir hüküm bulunmaz. Yargıtay uygulamasında, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payı talepleri, TMK m. 178’deki bir yıllık süreye değil, TMK m. 5 yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi tutulmaktadır. Bir yıllık süre, boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin taleplere uygulanır. Boşanmanın diğer malî sonuçları için çekişmeli boşanma davası yazısına bakılabilir.
Ödeme bakımından kanun esneklik tanır. Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddî güçlükler doğuracaksa, ödemelerin uygun bir süre ertelenmesi istenebilir. Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak alacaklara faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebilir (TMK m. 239).
Sonuç
Edinilmiş mallara katılma rejiminde paylaşım, malların kime kayıtlı olduğuna göre değil, edinme zamanı ve kaynağına göre yapılır. Tasfiye sonucunda doğan hak kural olarak artık değerin yarısı üzerinde bir alacak hakkıdır.
Boşanma davasının açıldığı tarih rejimin sona erme anını, tasfiye anı ise değerlendirmeye esas alınacak değeri belirler. 1 Ocak 2002 öncesinde kurulan evliliklerde dönemsel bir ayrım yapılması gerekir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tapuda eşin adına kayıtlı ev paylaşıma girer mi?
Tapu kaydı tek başına belirleyici değildir. Belirleyici olan, taşınmazın mal rejiminin devamı süresince karşılığı verilerek edinilip edinilmediğidir. Evlilik içinde çalışma karşılığı elde edilen gelirle alınan taşınmaz edinilmiş mal sayılır ve tasfiyede hesaba katılır. Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilmişse kişisel mal niteliğindedir.
Boşanma davası açılınca mal rejimi ne zaman sona erer?
Boşanma sebebiyle evliliğin sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225). Bu nedenle dava tarihinden sonra edinilen malvarlığı değerleri tasfiyeye dahil olmaz. Buna karşılık mevcut malların değeri, tasfiye anındaki değerleri üzerinden hesaplanır.
Evlenmeden önce alınan mallar paylaşıma dahil midir?
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri kişisel mal sayılır (TMK m. 220). Bu nedenle evlenmeden önce edinilen mallar kural olarak katılma alacağına konu olmaz. Ancak diğer eş bu malın iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa, değer artış payı talep edebilir (TMK m. 227).
Mal paylaşımı davası için süre sınırı var mıdır?
Kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Yargıtay uygulamasında bu talepler on yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmakta ve süre, mal rejiminin sona ermesine yol açan boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işletilmektedir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin bir yıllık süre bu talepler bakımından uygulanmamaktadır.
İlgili Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 218-241
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 225 ve 227
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 236
- 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 10