Uzlaştırma, Şikâyete Bağlı Suçlar ve Şikâyet Süresi

Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme, uzlaştırma kapsamındaki suçlar, uzlaştırma süreci ve önödeme ile farkları.

İçindekiler

Ceza muhakemesinde her suç, soruşturma makamlarınca kendiliğinden ele alınmaz. Bazı suçlarda soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi, hakkı bulunan kişinin belirli bir süre içinde şikâyette bulunmasına bağlıdır.

Bunun yanında kanun, belirli suçlarda tarafların anlaşarak uyuşmazlığı çözmesine imkân tanıyan uzlaştırma kurumunu düzenlemiştir. Uzlaştırma, mağdurun zararının giderilmesini ve yargılamanın sürüncemede kalmamasını amaçlayan bir yoldur.

Aşağıda şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçmenin sonuçları, uzlaştırmanın kapsamı ve işleyişi ile önödeme kurumundan farkları genel hatlarıyla açıklanmaktadır.

Şikâyete bağlı suçlar ve şikâyet süresi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 73. maddesine göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Yani süre, suçun işlendiği tarihten değil, fail ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Hakaret suçu bakımından kanuna özel bir sınır eklenmiştir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/2).

Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse, bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez (TCK m. 73/3).

Şikâyetten vazgeçme

Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. Buna karşılık hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme, cezanın infazına engel olmaz (TCK m. 73/4).

İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Ancak kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK m. 73/5 ve 73/6).

Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar görenin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, artık hukuk mahkemesinde de dava açılamaz (TCK m. 73/7).

Uzlaştırma kapsamındaki suçlar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesi uyarınca, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacak suçlar belirlenmiştir.

Her şeyden önce, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Bunun yanında, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın TCK’da yer alan bazı suçlar da kapsama alınmıştır:

  • Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç m. 86; m. 88) ve taksirle yaralama (m. 89),
  • Tehdit (m. 106/1) ve konut dokunulmazlığının ihlali (m. 116),
  • İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (m. 117/1; m. 119/1-c),
  • Hırsızlık (m. 141), güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç m. 155) ve dolandırıcılık (m. 157),
  • Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m. 165),
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m. 234),
  • Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç m. 239).

Ayrıca mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da kapsamdadır (CMK m. 253/1-c).

Diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, şikâyete bağlı olanlar hariç, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.

Uzlaştırma yoluna gidilemeyecek hâller

CMK m. 253/3’e göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (TCK m. 123/A) ve hakaret suçunda (TCK m. 125) uzlaştırma yoluna gidilemez.

Hakaret suçunun uzlaştırma kapsamı dışına çıkarılması, son yıllarda yapılan kanun değişiklikleriyle gerçekleşmiştir. Bu suç bakımından bugün önödeme kurumunun uygulanması söz konusu olmaktadır.

Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Uzlaştırma süreci nasıl işler

Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur (CMK m. 253/4).

Kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan kişi, yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılır. Teklifte bulunulurken kişiye uzlaşmanın mahiyeti ile kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılır.

Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi, her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.

Uzlaştırma müzakereleri gizli yürütülür ve müzakereler sırasında yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamaz. Birden fazla kişinin mağduriyetine sebebiyet veren bir suçta uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdurların hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.

İlk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten, uzlaştırmacının raporunu büroya verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez. Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması hâlinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

Uzlaşmanın sonuçları

Soruşturma evresinde uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini def’aten yerine getirirse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılmış, takside bağlanmış veya süreklilik arz ediyorsa, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez (CMK m. 253/19).

Kovuşturma evresinde uzlaşma gerçekleşirse, sanığın edimini def’aten yerine getirmesi hâlinde mahkeme davanın düşmesine karar verir. Edimin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi hâlinde durma kararı verilir; durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse yargılamaya kaldığı yerden devam olunur (CMK m. 254).

Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin edimini yerine getirmemesi hâlinde uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu m. 38’de yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.

Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır (CMK m. 255).

Önödeme ile uzlaştırma arasındaki fark

Önödeme, TCK m. 75’te düzenlenen ve tarafların anlaşmasını gerektirmeyen ayrı bir kurumdur. Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere; yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlarda uygulanır.

Fail, kanunda belirlenen ölçütlere göre hesaplanan tutarı soruşturma giderleriyle birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde öderse hakkında kamu davası açılmaz. Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu tutarın birer ay arayla üç eşit taksitte ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir; taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır.

İki kurum arasındaki temel fark şudur: uzlaştırmada mağdur ile şüpheli arasında bir anlaşma aranırken, önödemede belirlenen tutarın Devlete ödenmesi yeterlidir. Ayrıca önödeme, uzlaşma kapsamındaki suçlar bakımından uygulanmaz.

Sonuç

Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık sürenin kaçırılması, soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyen sonuçlar doğurur. Bu nedenle sürenin başlangıç anının doğru belirlenmesi önem taşır.

Uzlaştırma ise kapsama giren suçlarda, tarafların anlaşmasıyla uyuşmazlığın sona ermesine imkân tanır. Kapsam ve usule ilişkin kurallar son yıllarda değişikliğe uğradığından, somut olayda hangi hükmün uygulanacağı fiilin tarihine göre değerlendirilmelidir. Konuya ilişkin genel çerçeve için Ceza Hukuku sayfası ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması başlıklı yazı incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Şikâyet süresi ne zaman başlar ve ne kadardır?

Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır. Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Hakaret suçunda ise şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde iki yılı geçemez.

Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. İştirak hâlinde sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar; ancak vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

Hangi suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez?

Şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Ayrıca uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, kapsam dışındaki başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Uzlaşma teklifine kaç gün içinde cevap verilmelidir?

Kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan kişi, teklif tarihinden itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırmacı, belge örneklerinin kendisine verilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir.

Uzlaşma sağlanırsa ayrıca tazminat davası açılabilir mi?

Kural olarak açılamaz. Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz ve açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.

İlgili Mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 75
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253-255
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 171

Ceza Hukuku

İlgili Yazılar

Tümünü görüntüle