İnternette Kişilik Hakkı İhlali ve İçeriğin Kaldırılması

İnternette kişilik hakkı ihlalinde içeriğin çıkarılması, 5651 sayılı Kanun m. 9'un iptali, m. 9/A usulü, Medeni Kanun davaları ve unutulma hakkı.

İçindekiler

İnternet ortamında yayımlanan bir haber, paylaşım veya yorum; kişinin adına, onuruna, özel hayatına ya da mesleki itibarına yönelik bir saldırı oluşturabilir. Bu tür yayınların hızla yayılması ve arama sonuçlarında uzun süre görünür kalması, zararın ağırlığını artırır.

Türk hukukunda kişiliğin korunması, hem özel hukuk hem de ceza hukuku araçlarıyla sağlanır. Bunların yanında internet ortamına özgü idari ve yargısal tedbirler de öngörülmüştür.

Bu alanda uygulanan usul son yıllarda önemli ölçüde değişmiştir. Aşağıda yürürlükteki çerçeve, başvurulabilecek yollar ve dikkat edilmesi gereken hususlar genel hatlarıyla açıklanmaktadır.

Kişilik hakkı ihlali ne anlama gelir

Kişilik hakkı; kişinin yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü, onuru, adı, resmi, sırları ve özel hayatı gibi kişiliğe bağlı değerlerin bütününü ifade eder. Bu değerlere yönelen saldırılar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24. maddesi kapsamında değerlendirilir.

TMK m. 24’e göre, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca; kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

İnternet ortamındaki yayınlar bakımından bu değerlendirme, ifade ve basın özgürlüğü ile kişilik hakkı arasında bir denge kurulmasını gerektirir. Kamuya mal olmuş kişiler hakkındaki eleştiriler ile özel yaşama ilişkin paylaşımlar aynı ölçütlere tabi değildir.

5651 sayılı Kanun m. 9’un iptali ve bugünkü durum

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi, kişilik hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişilere sulh ceza hâkimliğinden içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı isteme imkânı tanıyordu.

Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli ve E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla bu maddeyi iptal etmiştir. Kararda, düzenlemenin belirlilik ölçütünü karşılamadığı ve ifade ile basın özgürlüğüne orantısız sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.

Karar 10 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptalin yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelenmiştir. İptal kararı 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş, bu tarihten itibaren 9. maddeye dayanan başvuru yolu uygulanamaz hâle gelmiştir.

Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla, iptal edilen hükmün yerine geçecek yeni bir düzenleme yürürlüğe girmiş değildir. Kanunda 2026 yılında yapılan değişiklikler farklı konulara ilişkindir. Bu nedenle kişilik hakkı ihlali iddiasına dayanan talepler kural olarak genel hükümler çerçevesinde ileri sürülmektedir. Alanın sık değişmesi nedeniyle, başvuru anında yürürlükteki metnin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Özel hayatın gizliliği nedeniyle erişimin engellenmesi

5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi yürürlüktedir ve yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği hâllere ilişkindir. Bu madde, yayının yalnızca kişilik hakkını değil, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği durumlarda işletilebilen ayrı bir usul öngörür.

Düzenlemeye göre ilgili kişi, ihlale konu internet adresini belirterek idari makama doğrudan başvurabilir. Verilen erişimin engellenmesi kararı Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir ve kısa bir süre içinde, dört saat içinde yerine getirilir.

Tedbir niteliğindeki bu kararın yargısal denetime sunulması zorunludur. Talepte bulunan kişinin, kararın uygulanmasından itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine başvurması gerekir; hâkim kırk sekiz saat içinde kararını verir. Süresinde hâkimliğe başvurulmaması hâlinde tedbir kendiliğinden kalkar.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde erişimin engellenmesine doğrudan karar verilebilir; bu kararın da kanunda öngörülen kısa süre içinde hâkim onayına sunulması gerekir.

Medeni Kanun kapsamında açılabilecek davalar

TMK m. 25, kişiliği korunan kişiye çeşitli dava imkânları tanır. Davacı hâkimden; saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesini isteme hakkı da saklıdır.

Yetki bakımından kanun davacıya kolaylık tanımıştır. TMK m. 25’in son fıkrasına göre davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

Yargılama sürerken içeriğin yayında kalması ağır zarar doğuracaksa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri çerçevesinde geçici hukuki koruma talep edilebilir.

Suç oluşturan yayınlarda şikâyet yolu

İnternet ortamındaki bir yayın aynı zamanda suç oluşturabilir. Uygulamada sıkça karşılaşılan suç tipleri şunlardır:

  • Hakaret (TCK m. 125),
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134),
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK m. 132),
  • Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK m. 136),
  • Tehdit (TCK m. 106) ve şantaj (TCK m. 107).

Bu suçların bir kısmı şikâyete bağlıdır. TCK m. 139 uyarınca, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları hariç olmak üzere, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır ve fiilin ve failin öğrenildiği günden işlemeye başlar (TCK m. 73). Hakaret suçunda ise şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde iki yılı geçemez.

Arama sonuçlarından çıkarılma talebi

Kişinin adı ve soyadıyla yapılan aramalarda çıkan ve güncelliğini yitirmiş içeriklerin sonuç listesinden çıkarılması, uygulamada unutulma hakkı olarak anılır. Bu talep, içeriğin kaynaktan silinmesinden farklıdır; yalnızca arama motoru sonuçlarıyla ilişkilendirmenin sona ermesini hedefler.

Anayasa Mahkemesi, N.B.B. bireysel başvurusunda (B. No: 2013/5653) internet haberciliği ile kişinin şerefi ve itibarı arasındaki dengeye ilişkin ölçütleri ortaya koymuştur. Kişisel Verileri Koruma Kurulu da arama motorlarında yapılan aramalarda çıkan sonuçların listeden çıkarılmasına ilişkin bir ilke kararı almıştır.

Değerlendirmede içeriğin güncelliği, kamu yararı taşıyıp taşımadığı, kişinin kamusal yaşamdaki rolü ve içeriğin doğruluğu gibi ölçütler birlikte dikkate alınır. Kişisel verilerin işlenmesine dayanan talepler bakımından KVKK kapsamındaki ilgili kişi hakları ayrıca değerlendirilir.

Delillerin tespiti ve korunması

İnternet ortamındaki içerik kısa sürede değiştirilebildiği veya kaldırılabildiği için, ihlalin varlığının önceden kayıt altına alınması önem taşır. Yayının tam adresi, yayım tarihi, görünümü ve erişildiği an, birlikte belgelendirilmelidir.

İçeriğin sonradan kaldırılmış olması, doğmuş bulunan tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak ihlalin ispatı, tespit yapılmamışsa güçleşir. Bu nedenle yargılamadan önce delil tespiti yoluna başvurulması mümkündür.

Sonuç

İnternette kişilik hakkı ihlallerinde izlenecek yol, ihlalin niteliğine ve yayının içeriğine göre değişir. 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin iptalinden sonra genel nitelikli hızlı başvuru yolu uygulanamadığından, talepler ağırlıklı olarak Medeni Kanun ve genel hükümler çerçevesinde ileri sürülmektedir.

Özel hayatın gizliliğine ilişkin yayınlarda ayrı bir usul, suç oluşturan fiillerde ise şikâyet yolu gündeme gelir. Alanın genel çerçevesi için Bilişim Hukuku sayfası incelenebilir. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayanarak hâlâ başvuru yapılabilir mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesinin E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilen bu madde, iptalin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2024 tarihinden itibaren uygulanamamaktadır. Yerine geçecek yeni bir düzenleme bu yazının hazırlandığı tarihte yürürlükte değildir. Talepler genel hükümlere göre ileri sürülmektedir.

İçeriğin kaldırılması için hangi mahkemeye başvurulur?

Kişiliğin korunmasına ilişkin davalar hukuk mahkemelerinde görülür. TMK m. 25 uyarınca davacı, kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Yargılama sürerken içeriğin yayında kalması ağır zarar doğuracaksa ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir yayında süreç nasıl işler?

5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki usul uygulanır. İlgili kişinin başvurusu üzerine verilen erişimin engellenmesi kararı dört saat içinde yerine getirilir. Kararın uygulanmasından itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulması gerekir; hâkim kırk sekiz saat içinde karar verir.

İçerik kaldırılırsa tazminat istenemez mi?

İçeriğin sonradan kaldırılması, doğmuş olan maddi ve manevi tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. TMK m. 25 uyarınca davacının tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırıdan elde edilen kazancın verilmesini isteme hakkı saklıdır. Ancak ihlalin kayıt altına alınmamış olması ispatı güçleştirir.

Hakaret içeren bir paylaşım için şikâyet süresi ne kadardır?

Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır ve fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar. Hakaret suçunda ise şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73).

İlgili Mevzuat

  • 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9, 9/A
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24, 25
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125, 134, 136
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 11

Bilişim Hukuku

İlgili Yazılar

Tümünü görüntüle