İçindekiler
Limited şirket, sermaye şirketi olmakla birlikte ortakların kişisel ilişkilerinin ön planda olduğu bir yapıdır. Bu özellik, ortaklıktan ayrılma konusunda anonim şirketten farklı kuralların benimsenmesine yol açmıştır.
Bir ortağın limited şirketteki bağını sona erdirmesinin üç yolu vardır: payını devretmek, şirketten çıkmak veya şirket tarafından çıkarılmak. Bunlara ek olarak, ağır hâllerde haklı sebeple fesih davası açılması da mümkündür.
Aşağıda bu yollar, tabi oldukları şekil şartları ve ayrılan ortağın talep edebileceği bedel bakımından ele alınmaktadır.
Esas sermaye payının devri
Pay devri, ayrılmanın en yaygın yoludur ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 595. maddesinde düzenlenmiştir.
Devrin geçerliliği öncelikle şekil şartına bağlıdır. Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerekir. Bu şekle uyulmaması hâlinde devir geçerli olmaz.
İkinci şart onaydır. Devir, kural olarak ortaklar genel kurulunun onayına bağlıdır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse genel kurul, onayı reddetmek için sebep göstermek zorunda değildir. Şirket sözleşmesinde onay şartının kaldırılmış olması da mümkündür; bu hâlde genel kurul onayı aranmaz.
Devir tamamlandıktan sonra pay defterine kaydedilir; ayrıca ticaret siciline tescil ve ilan edilir (m. 596). Pay defterine kayıt ile ticaret siciline tescilin işlevleri birbirinden farklıdır. Pay defteri, şirket bakımından ortaklık sıfatının kime ait olduğunu gösterir; tescil ve ilan ise devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesine hizmet eder.
Tescil işleminin ihmal edilmesi uygulamada sorun doğurabilir. Devir geçerli biçimde yapılmış olsa dahi sicil kayıtları eski durumu göstermeye devam ettiğinden, ayrılan ortak sicile güvenen üçüncü kişiler karşısında güç durumda kalabilir. Bu nedenle devre ilişkin genel kurul onayının alınması, pay defterine işlenmesi ve tescil başvurusunun yapılması bir bütün olarak takip edilmelidir.
Pay devrinde çoğu zaman gözden kaçan bir nokta kamu borçlarına ilişkindir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca, ortağın payını devretmesi hâlinde payı devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Bu nedenle devirden önce şirketin kamu borcu durumunun incelenmesi önem taşır.
Ortaklıktan çıkma
Çıkma, ortağın kendi iradesiyle ortaklık ilişkisini sona erdirmesidir ve TTK’nın 638. maddesinde iki ayrı temele dayandırılmıştır.
Birincisi sözleşmesel çıkma hakkıdır. Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabilir; bu hakkın kullanılması belirli şartlara bağlanabilir. Bu yol, sözleşmede böyle bir düzenleme bulunmasını gerektirir.
İkincisi haklı sebebe dayalı çıkmadır. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için mahkemeye başvurabilir. Haklı sebep kanunda tek tek sayılmamıştır; ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin o ortaktan beklenemeyecek hâle gelip gelmediği somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Bir ortağın çıkma davası açması veya sözleşmedeki çıkma hakkını kullanması hâlinde, diğer ortakların da aynı şartlarda ayrılma talebinde bulunabilmesine imkân tanıyan çıkmaya katılma düzenlemesi TTK’nın 639. maddesinde yer alır. Bu düzenleme, ayrılma bedelinin ortaklar arasında eşitsiz biçimde belirlenmesini önlemeyi amaçlar.
Ortaklıktan çıkarılma
Çıkarılma, ortaklık ilişkisinin şirketin iradesiyle sona erdirilmesidir ve TTK’nın 640. maddesinde düzenlenmiştir.
İlk yol genel kurul kararıdır. Şirket sözleşmesinde, bir ortağın hangi sebeplerle şirketten çıkarılabileceği önceden belirlenmiş olabilir. Bu sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde ortak, genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabilir.
İkinci yol mahkeme kararıdır. Şirket, haklı sebeplerin varlığında bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir. Bu yol, şirket sözleşmesinde önceden öngörülmüş bir çıkarma sebebi bulunmasa dahi işletilebilir.
Genel kurul kararıyla çıkarma bakımından önemli bir sınır vardır. Ortak, ancak şirket sözleşmesinde önceden öngörülmüş bir sebebe dayanılarak bu yolla çıkarılabilir. Sözleşmede yer almayan bir gerekçeyle alınan çıkarma kararı bu dayanaktan yoksun kalır; böyle bir durumda şirketin izleyebileceği yol, haklı sebebe dayanarak mahkemeye başvurmaktır.
Çıkarma kararına karşı ortağın başvurabileceği hukuki yollar ve bu yolların süreye bağlı olması, sürecin dikkatle yürütülmesini gerektirir. Çıkarılan ortağın ayrılma akçesi talep etme hakkı, çıkarma işleminin geçerliliğinden bağımsız olarak doğar; ortaklık sıfatı sona eren kişi payının karşılığını isteyebilir.
Ayrılma akçesi
Ortaklıktan ayrılan kişi, payının karşılığını talep etme hakkına sahiptir. TTK’nın 641. maddesi uyarınca ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteyebilir.
Buradaki ölçüt itibarî değer değil gerçek değerdir. Gerçek değer, payın şirketin malvarlığı içindeki fiilî karşılığını ifade eder ve uygulamada bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Şirketin aktifleri, borçları, ticari itibarı ve kazanç durumu bu değerlendirmede gözetilir.
Şirket sözleşmesinde öngörülen çıkma hakkı bakımından ayrılma akçesi farklı biçimde düzenlenebilir. Bu nedenle sözleşmede ayrılma akçesine ilişkin özel bir hüküm bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Ayrılma akçesinin ne zaman muaccel olacağı TTK’nın 642. maddesinde düzenlenmiştir. Ödeme, şirketin serbestçe tasarruf edebileceği özvarlığın bulunmasına ve kanunda sayılan diğer koşullara bağlanmıştır. Bu düzenleme, ödemenin şirketin mali yapısını tehlikeye düşürmesini önlemeyi amaçlar. Uygulamada ayrılma akçesinin hemen değil, koşulların gerçekleşmesine göre ödenebilmesi bu hükümden kaynaklanır.
Haklı sebeple fesih davası
Ayrılma yollarının sonuç vermediği ağır durumlarda, şirketin feshinin istenmesi gündeme gelebilir. TTK’nın 636. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini mahkemeden isteyebilir.
Bu davada mahkeme feshe hükmetmek zorunda değildir. Mahkeme, istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenip davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu esneklik, şirketin varlığını sürdürmesini mümkün kılar.
Limited şirkette fesih davasını açmak için belirli bir paya sahip olmak gerekmez; her ortak tek başına bu davayı açabilir. Bu yönüyle limited şirket, anonim şirketten ayrılır. İki tür arasındaki diğer farklar için limited şirket ile anonim şirket arasındaki temel farklar başlığı incelenebilir.
Sonuç
Limited şirkette ortaklıktan ayrılma; pay devri, çıkma ve çıkarılma olmak üzere farklı hukuki temellere dayanır. Pay devri şekil ve onay şartlarına, çıkma ve çıkarılma ise şirket sözleşmesindeki düzenlemelere veya haklı sebebin varlığına bağlıdır.
Ayrılan ortağın talep edebileceği ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenir ve ödenmesi kanunda öngörülen koşullara bağlıdır. Şirket sözleşmesinin içeriği, izlenecek yolu ve sonucu doğrudan etkiler. Her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Genel kurul pay devrine onay vermezse ne yapılabilir?
Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse genel kurul, pay devrine onay vermeyi sebep göstermeksizin reddedebilir (TTK m. 595). Onayın verilmemesi hâlinde devir gerçekleşmez. Bu durumda ortağın önünde, şirket sözleşmesinde çıkma hakkı tanınmışsa bu hakkı kullanmak veya haklı sebeplerin varlığında mahkemeden çıkmasına karar verilmesini istemek gibi seçenekler bulunur.
Ayrılma akçesi nasıl hesaplanır?
Ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenir (TTK m. 641). Gerçek değer, payın itibarî değerinden farklıdır ve şirketin malvarlığı içindeki fiilî karşılığını ifade eder. Hesaplamada şirketin aktifleri, borçları ve kazanç durumu dikkate alınır; uygulamada değer bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Şirket sözleşmesinde sözleşmesel çıkma hakkı için farklı bir düzenleme yapılmış olabilir.
Ortaklıktan çıkan kişi şirketin önceki borçlarından sorumlu olur mu?
Şirketin özel hukuk borçlarından kural olarak şirket kendi malvarlığıyla sorumludur. Ancak kamu alacakları bakımından farklı bir rejim geçerlidir: 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca payını devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Müdür sıfatı taşıyan kişiler bakımından kanuni temsilci sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Pay devri ticaret siciline tescil edilmezse devir geçersiz mi olur?
Devrin geçerliliği, yazılı şekil ve imzaların noter onayı ile şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse genel kurul onayına bağlıdır (TTK m. 595). Tescil ve ilan ise bu geçerlilik şartlarından ayrıdır ve devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesine hizmet eder (m. 596). Bununla birlikte tescilin yapılmaması, sicil kayıtlarının eski ortaklık yapısını göstermeye devam etmesi nedeniyle uygulamada uyuşmazlığa yol açabilir.
Tek ortak haklı sebeple fesih davası açabilir mi?
Evet. TTK’nın 636. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca limited şirkette her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini mahkemeden isteyebilir; bunun için belirli bir paya sahip olmak gerekmez. Mahkeme feshe hükmetmek zorunda değildir ve davacı ortağın payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir.
İlgili Mevzuat
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 595-596
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 636
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 638-642
- 6183 sayılı Kanun m. 35